135 kişi kendisini tutuyor, 17 arkadaşı var.
Herkesin hayatla bir kavgası var
Barışmıyor bir türlü yıldızları
Hayaller güneye gerçekler kuzeye doğru
Dünyayı hep bulutlu gördün mü sen?
Denizleri her zaman dalgalı
Yağmuru sonsuz güneşi yalancı mı bildin sen?
Kabullenmek lazım olur demek lazım
Ağlamayı öğrenmek hayatı sevmek lazım
Üzülme yarına kadar dinecek,bu rüzgar da bitecek
Sonunda eskiyen sen olma
Hep mutluluk bekliyor olabilirsin
Karanlıktan korku duyabilirsin
Gece olmasaydı gündüzü sevebilir miydin?
Ne tarifi ve ne de mevsimi olmadı hiç bir Zaman aşkın...
Ama çokca yanlış adreslerde büyük bir savruluşlar, hüzne dokunuşlar
Bazen büyük bir firar alarmı, bazense acıda mut arayışlar
Ve ne yapılırsa yapılsın beklenmeyen bir Saatte çaldığında kapıyı
Renklerin adı, tadların tadı ve yalan bile olsa mutluluğun vaadi,
Bestelerce dilde, destelerce elde ve anlaşılmaz bir heyecan yürekte
Hedefine öylesine derin saplanan bir mızrak bakışın
İçine içine, ılık ılık, ırmak ırmak akışı haz ile
Bazen çocuksu bazen şuh zirveler, bazen
Çok emin, bazense şaşkın
Ama ne tarifi ne de mevsimi olmadı hiç aşkın...
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Aşk nedir? Ahret demek değildir her halde.
Çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla
Çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala,
Boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
Öyle ise gel öp beni,genç ve tatlı sevgilim,
Ömrü pek azdır gençliğin.
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin
ne özleyen bir bakış kalır
ne de sımsıcaklığın
sular donar yürek üşür
sende kalır seni yakan